kişisel karalama tahtası
Eskimeyen Satırlar
Masal Kızı
17 Eki
gittin anaç kuşlar gibi
üstün başın siyah, sağın
solun rüzgar
geçtiğin yolları topladın gittin
ardın sıra devrildi gök
bulutlara karıştı toprak
koşmayı unuttu kısrak
çatladı bilinç, dağıldı çağrışımlar, anılar
iç içe geçti imgeler, sanrılar
yokluğunu yağmaladı More >
Davet
13 Eki
Yuvam ol istemiştim. Evim, ocağım… Memleketim…
Gurbette dağılan parçalarımı sende tamam etmeye niyetlenmiştim. İçimdeki o boşluk hissini silersin, beni bir edersin diye düşlemiştim. Gözlerinden gayrısı değmesin istemiştim bende mahrem ne varsa. Ellerini tutup bir yola çıkmaya kararlı, beklemeye sabırlı ve sana inançlıydım.
Aşıktım!
Gel demek istiyordum sana. O tenha ve serin kapı eşiğinde, her çağrının muhatabı sen ol istiyordum. Cam kenarına oturup gelişini seyredeyim istiyordum. Ellerinin dokunduğu herşeyi, kokunu, dağınıklığını, bütün kırgınlıklarını More >
Nankörlük
12 Eki
İnsanların çoğu hayattan sağlıktan başka birşey istemediklerini söylerler ya da hayatta küçük şeylerden mutlu olduklarını söylerler! Büyük bir palavra.Neden mi?
Bir kere bu tip insanlar doğum günleri kutlanmayınca mahvolurlar,dahası sevgililer gününde sevgilisinden bir demet gül alsaydın bari deyip aslında pahalı bir
restorantta yemek beklerler ve dahası yılbaşlarında pahallı tatil beldelerine gidemedikleri için kadere lanet yağdırırlar.İşte dahasılar çok.Oysa ki gün gelipte en ufak bi
İnsanın Dibe Vurduğu Zamanlar Vardır
11 Ağu
İnsanın dibe vurduğu zamanlar vardır hani,ben çok yaşarım bu zamanları,insanlar gül-i neşe içinde iken ben kan ağlarım bazı zamanlar,keşkeşanlara kaptırırım aklımı fikrimi,uçsuz bucaksız diyarlara göçüp gitmek isterim bazen,yaşadığım şeyleri haketmediğimi,hakettiysem de reva olmadığını düşünürüm bazen,bazen en yakınımdakilerin dahi beni anlamakta zorlandıklarını keşfederim. Sevgilim.. Canımın kesintisiz karıştığı yarim bile sorgusuz infazın eşiğinde öldürür ruhumu,akrabalarım,bazen akrabalarımın hakikaten kanımdan olup olmadıklarını sorgularım benliğimde,ya kendi kanımdan ya onların kanından şüphe eder,akraba ile akrep arasında derin bir bağlantı kurmaya çalışırım.Düşerim bazen dingili bozuk kamyona benzeyen dünyanın peşine,freni patlamış otobüs gibi ezer geçer ruhumu,ben hayattan bir şeyler isterim,hayat benden bir şeyler bekler,bazen yaşamın gergefinde dokurum zihnimi,zihnimi nesneye dönüştürüp un ufak edesim gelir,bakarım çare yok dingin More >
Hayal kırıklığı adına
11 Ağu
Alın beni,atın bir çöp kutusunun içine.Belki bir kedi kokumu alır,ya da bir köpek.Çürüyen bu cesedimi götürün bir derenin kenarına atın gitsin. Yaşarken ölmüşüm ben, cesedim kokmaya başladı. İnsanları rahatsız ediyorum cesedimin kokusuyla..
Alın götürün beni işte. Kimsesiz kuytu bir köşeye atın. Kimse olmasın kazdığınız mezarın yanında. İsim falan yazmayın mezar taşıma. Beni tanıyıp, öldürenler acımasın bana. Öldürdüler diye üzülmesinler artık hiç bir anlamı kalmaz mezar kazıldıktan sonra. Kimin bu? Diye sorsunlar sadece. Ama acıyıp, pişman olmasınlar.
Şimdi hepsi parfüm kokulu.. Temiz ve sağlıklı! Hepsi yataklarında mışıl mışıl uyurken. Ben bir ölü olarak leş kokup topraklı evimde uyuyor olacağım. Her ölü gibi kabus ya da rüya olmayacağım.
Hatta hep yaptığım gibi Allah’ıma dua edip onların iyiliğini isteyeceğim. Karşılığının yine her zamanki gibi kötü olacağını bile bile..
Ve siz… Hayallerimi kursağımda bırakan siz.. Bir bardak su içip geçmeyecek kadar boğazımda takılıp kaldılar hayallerm. Sizi kendi hayallerinizle baş başa bırakıp gidiyorum.
Dönmemi istemeyin. Nasıl bir ölü gidipte gelmiyorsa bende artık gidiyorum gelmemek üzere. Beni yaşarken öldürdünüz! Bari ölürken rahat bırakın…
Belki de Problem Kendimizdedir
11 Ağu
Bazen karşımızdakine ön yargı ile yaklaşırız.Hep başkalarının, hep karşımızdakinin problem çıkardığını, karşımızdakinin problemli olduğu tezini savunuruz.Hani derler ya iğneyi kendine çuvaldızı başkasına diye…Kendine iğneyi batırabiliyorsan başkasına çuvaldız dahi saplayabilirsin. Karşımızdakinin problem olduğunu düşünürken,onun sıkıntılarını hezeyanlara gark ederken unutmamamız gereken bir şey var ki o da, belki problemin kendimizde olduğudur. Yani velhasılı kelam bu kısa makalemde anlatmak istediğimi belki de şu küçük nüktedar hikayecik anlatır…
Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından korkuyormuş ve karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş.Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş.
Bu durumu konuşmak icin aile doktorunu aramış; doktor More >
Bir Dostun Acı Hikayesi
11 Ağu
Gökten düşen bir damla da, yasam bulan tohum, yeşerip çıkınca yeryüzüne tüm hayata gererek yürümeye çalışır ,tüm hayallerini sineye çekerek. Bir yerde yorulup düştüğünde onlar bu hayatın acımasız olduğunu,sonra düşünceye dalar acımadan bahara,yaza,kışa düşünemez bile kimseyi,yeteneğini kaybetmiş müzisyen kadar acınacak olduğunu hissederek git gide dayanır içine bir anlam çıkaramadan. Yazı yazmaya durur, kendini yazdığını bilmeden, gökyüzüne bakamam,kendini görmekten korkan bir yunus misali diyerek kalkıp yürümek yerine DÜŞÜP AĞLAMAYI SEÇER..
Sevgimizin Aşkımızın Üstünden..
11 Ağu
Sevgimizin aşkımızın üstünden
Sene geçti,mevsim geçti,ay geçti
Rüyamızın hülyamızın üstünden
Yağmur geçti,dolu geçti,kar geçti
Ne birleştik ne ayrıldık biz senle
Kış geçti,bahar geçti,yaz geçti
Bu aşkın bu sevdanın üstünden
Hayat geçti,ömür geçti,yaş geçti
Söz: İlkan San
Beste: Sadettin Öktenay
Mırıldanmalar
11 Ağu
içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
varsın yarı yolda uyuya kalsın
bize gönderilen bahar.
içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gölgemiz olsun hüzün
dilediği gibi uzatsın canevimize ayaklarını
varsın annemiz olsun tütün
hayat daha sert vursun yumruklarını.
içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi
nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren
kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
nedir yalnız bize yakışan bu serüven.
bu serüven ki
bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
ve terketti bizi huzur denen sevgili
kalakaldık, şaşkınlığın avuçlarında
billur bir kuş gibi.
içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
beraber yürüyelim olur mu…
İbrahim Tenekeci
Özletiyor Seni Bu Yağmurlar
11 Ağu
Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle
Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün
Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini
Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir
Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan
Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
Ahmet TELLİ


